Metro Haber: Mustafa Bakan
–kırık dökük bir aşk hikayesi — Mustafa Bakan
Hayatı ıskalamışlığın ahenksiz karmaşası ile bulanan zihni, bir sevda uğruna tırıs çarpan kalbini hükmetme görevini bile boşlamıştı genç adamın. Geri dönüşü imkansız olan hayat labirentinde yolunu kaybetmiş, zembereğinden boşanmış serseri bir çarkın üzerinde kurtarılmayı bekleyen bir kazazede acizliğinde kaderine razı,
—söylenemeyenlerin tutunamayan gözyaşları— mustafa bakan
bazı hayatlar vardır ki, söylenemeyenlerin ve yaşanamayanların üzerine kurulur. iki kişilik, ama yalnız hayatlar… işte onların oluşumunun temelinde bu nicelik karşılaştırması yatar, bu gerçeklik yatar; yaşanmayanların yaşanabileceklerden çok olması… düşünüyorum da, hayaller kurmak belki de o hayalleri yaşamaktan daha önemli
ankara’nın rengi – Mustafa Bakan
halt etmiş ankara renksiz diyen. bilmezler ki renkler sadece kataloglarda olmaz. ankara beyazdır mesela, kristal kristal yağar kışın sıfıraltı; örter bütün renkleri. ankara yeşildir malum, emir alır, emir verir; kamufle eder diğer bütün renkleri. bazen siyahtır ankara, kerameti adından menkul;
doğmaya hazır bir aşkın kürtajı… – Mustafa Bakan
istiridyeleri bilir misin? istiridye, içine giren kum tanesinden bir türlü kurtulamaz. onu içinden atmaya çalışır. atamadığı için de o kum tanesini dünyanın en güzel mücevherlerinden birine, inciye dönüştürür. benim gibi… hayat insanlara bazen dar, bazen bol geliyor. bana uzun geldi,
“seni” deyip “seviyorum” diyememek… – Mustafa Bakan
bir aşk hikayesi, hem aşk hikayesi olup, hem de nasıl hiç yaşanmamış olur, sayfalar dolusu yazsan bu cümle kadar özetleyemezsin.. oklar seni gösterirken, devamının sonsuzlukta kaybolmasına akıl sır erdiremezsin.. “seni”den sonraki kelime “seviyorum” olacak mıydı acaba diye dolanır ama cevabını






