Mustafa Bakan

doğmaya hazır bir aşkın kürtajı… – Mustafa Bakan

istiridyeleri bilir misin? istiridye, içine giren kum tanesinden bir türlü kurtulamaz. onu içinden atmaya çalışır. atamadığı için de o kum tanesini dünyanın en güzel mücevherlerinden birine, inciye dönüştürür. benim gibi…

hayat insanlara bazen dar, bazen bol geliyor. bana uzun geldi, hep terzi aradım, uyduramadım… her ne kadar bu hayat benim değil değiştirin desem de, kullanım hatasından dolayı talebim geri çevrildi…

zihin bazen geçersiz bir işlem yürütüyor ama kendi kendini kapatamıyor işte böyle, makine değiliz ya…

sanki bir rüya görüyorum: “benim olmayan bir sürahiden sahipli bir bardağa su doldurmaya çalışırken düşüyor elimden elin sürahisi, kırılıyor… birden bir okyanusun içinde kalıyorum… “kimin bu okyanus?” çırpınarak kurtulmaya çalışıyorum boğulmaktan. nefes almaya çalışıyorum ki, bir ses “bu oksijen senin değil!” diyor ardımdan… bakıyorum da boğuluyorum… bir tek boğulmak benim…

halbuki sadece bir sürahi kırılmıştı. önce ayaklarım ıslandı sonra eğildiğimi hatırlıyorum kırıkları toplamak için. yerdeki su birikintisine

baktığımı, yansımadan görünen tavandaki lambaya, engin bir denize,

sonsuz bir ovaya, gözlerine, saçlarına, dudaklarına baktığımı hatırlıyorum. koskoca bir okyanusun ortasında, küçücük, yaşamsız bir ada gibi yalnızlığımı hatırlıyorum…

ve bakıyorum ki…

hayat burada da boyu geçiyor…”

kısacası, bu yaşamda bazılarına hayat yok yani… lüzumsuz yediğin tatlılar gibi hayat düşlerini çürütüyor insanın…

çobanın hayat görüşü keçinin kıç deliği kadardır, benimki öyle olamıyor…

gerçek hayat gidiş yoluna puan vermiyor, sonuca bakıyor…

afedersin…

Yorum Yaz

Yorum Yazın:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Haberler

Yukarı