<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MetroHaber Gazetesi</title>
	<atom:link href="http://www.metrohaber.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.metrohaber.com</link>
	<description>www.metrohaber.com</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2012 07:44:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>Uzayda &#8216;su&#8217; bulundu</title>
		<link>http://www.metrohaber.com/kent/guncel/manset/uzayda-su-bulundu/</link>
		<comments>http://www.metrohaber.com/kent/guncel/manset/uzayda-su-bulundu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 07:44:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metrohaber.com/?p=1262</guid>
		<description><![CDATA[Güneş sistemi dışında buharlı atmosferi olan bir gezegen keşfedildi. Harvard Üniversitesi&#8217;nden Zachory Berta, &#8216;Süper Dünya&#8217; adı verilen gezegen için &#8220;Bilinen hiç bir gezegene benzemiyor&#8221; dedi. Gök bilimciler, yoğun, buharlı atmosferi olan yeni bir gezegen türünün varlığını ispatladı. Güneş Sistemi dışındaki &#8221;GJ 1214b&#8221; adlı gezegen, Dünya&#8217;dan büyük, Jüpiter gibi gaz devlerinden ise daha küçük. Hubble teleskobu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Güneş sistemi dışında buharlı atmosferi olan bir gezegen keşfedildi. Harvard Üniversitesi&#8217;nden Zachory Berta, &#8216;Süper Dünya&#8217; adı verilen gezegen için &#8220;Bilinen hiç bir gezegene benzemiyor&#8221; dedi.</p>
<div>
<div>
<p>Gök bilimciler, yoğun, buharlı atmosferi olan yeni bir gezegen türünün varlığını ispatladı.</p>
<p>Güneş Sistemi dışındaki &#8221;GJ 1214b&#8221; adlı gezegen, Dünya&#8217;dan büyük, Jüpiter gibi gaz devlerinden ise daha küçük.</p>
<p>Hubble teleskobu ile yapılan gözlemler, &#8221;Süper Dünya&#8221; adı verilen gezegenin kütlesinin büyük bir kısmının sudan oluştuğunu belirledi.</p>
<div>Harvard Üniversitesi Astrofizik Bölümü&#8217;nden Zachory Berta, ilk kez 2009 yılında keşfedilen &#8221;GJ 1214b&#8221;nin bilinen hiçbir gezegene benzemediğini söyledi.</div>
<p>Çapı Dünya&#8217;nınkinin 2,7 katı büyüklüğünde olan gezegen, 2 milyon kilometre uzaklıktaki kırmızı cüce bir yıldızın yörüngesinde yer alıyor.</p>
<p>Gezegendeki sıcaklığın 200 dereceden fazla olduğu sanılıyor.</p>
<p><strong><strong>DÜNYADAN FAZLA SUYA SAHİP<br />
</strong></strong>Yapılan ölçümler, GJ 1214b&#8217;nin Dünya&#8217;dan daha fazla suya sahip olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Bilim adamları, yüksek ısı derecesi ve basıncın gezegende &#8221;Sıcak buz&#8221; ya da &#8221;Süper akışkan su&#8221; gibi egzotik maddelerin bulunabileceğine işaret ettiğini belirtti.</p>
<p>GJ 1214b ile ilgili bulgular, &#8221;Astrophysical Journal&#8221; adlı dergide yayımlanacak.</p>
</div>
</div>
<div class="shr-publisher-1262"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metrohaber.com/kent/guncel/manset/uzayda-su-bulundu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çıkrıkçılar&#8217;da 7 dükkan kül oldu</title>
		<link>http://www.metrohaber.com/kent/cikrikcilarda-7-dukkan-kul-oldu-cikrikcilarda-7-dukkan-kul-oldu/</link>
		<comments>http://www.metrohaber.com/kent/cikrikcilarda-7-dukkan-kul-oldu-cikrikcilarda-7-dukkan-kul-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 12:01:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metrohaber.com/?p=1255</guid>
		<description><![CDATA[Ankara&#8217;nın tarihi çarşılarından Çıkrıkçılar yokuşunda bir işyerinde çıkan yangın bitişikteki dükkanlara da sıçradı. Büyüyen yangında 7 işyeri tamamen yandı. Tarihi Çıkrıkçılar Yokuşu&#8217;nda bulunan iş yerlerinin birinde saat 02.30 sularında henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Tekstil ürünlerinin bulunduğu iş yerinde, kısa sürede büyüyen yangın, diğer dükkanlara da sıçradı. Olay yerine sevk edilen itfaiye ekipleri, iş yerlerinin]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Ankara&#8217;nın tarihi çarşılarından Çıkrıkçılar yokuşunda bir işyerinde çıkan yangın bitişikteki dükkanlara da sıçradı. Büyüyen yangında 7 işyeri tamamen yandı.</p>
<div>
<div>
<div id="twtr-widget-1">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-weight: normal; line-height: normal;">T</span></span>arihi Çıkrıkçılar Yokuşu&#8217;nda bulunan iş yerlerinin birinde saat 02.30 sularında henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Tekstil ürünlerinin bulunduğu iş yerinde, kısa sürede büyüyen yangın, diğer dükkanlara da sıçradı.</p>
</div>
</div>
<div>
<p>Olay yerine sevk edilen itfaiye ekipleri, iş yerlerinin bulunduğu sokağın dar olması nedeniyle yangına müdahalede güçlük yaşadı.</p>
<p>Yangının haberini alarak olay yerine gelen iş yeri sahipleri, yangına müdahale eden ekiplerin yetersiz kaldığını, bu nedenle yangının kısa sürede büyüdüğünü öne sürerek, itfaiye ekiplerine tepki gösterdi.</p>
<p id="AdShowcase_F1">Yaklaşık 5 saat süren yangın, itfaiye ekiplerinin uzun uğraşları sonucu kontrol altına alındı. İlk belirlemelere göre 7 işyeri tamamen yandı, bazı işyerleri de kullanılmaz hale geldi.</p>
</div>
</div>
<div class="shr-publisher-1255"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metrohaber.com/kent/cikrikcilarda-7-dukkan-kul-oldu-cikrikcilarda-7-dukkan-kul-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DİSK yeni başkanını seçti</title>
		<link>http://www.metrohaber.com/politika/disk-yeni-baskanini-secti/</link>
		<comments>http://www.metrohaber.com/politika/disk-yeni-baskanini-secti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2012 07:40:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metrohaber.com/?p=1250</guid>
		<description><![CDATA[ DİSK 14. Genel Kurulu’nda Konfederasyon Genel Başkanlığına Erol Ekici seçildi. DİSK Genel Sekreteri ise Adnan Serdaroğlu oldu. Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen DİSK 14. Genel Kurulu’nda DİSK Genel Başkanlığına geçerli 388 oyun 332’sini alan Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikası (Genel-İş) Başkanı Erol Ekici seçildi. Çarşaf liste ile Genel Başkanlık seçimlerine giden DİSK’te yeni Genel Başkan]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><em> DİSK 14. Genel Kurulu’nda Konfederasyon Genel Başkanlığına Erol Ekici seçildi. DİSK Genel Sekreteri ise Adnan Serdaroğlu oldu.</em></p>
<p>Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen DİSK 14. Genel Kurulu’nda DİSK Genel Başkanlığına geçerli 388 oyun 332’sini alan Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikası (Genel-İş) Başkanı Erol Ekici seçildi.</p>
<p>Çarşaf liste ile Genel Başkanlık seçimlerine giden DİSK’te yeni Genel Başkan Erol Ekici oldu. Toplam 400 delegenin oy kullandığı Genel Kurul’da Erol Ekici geçerli 388 oyun 332’sini alarak yeni Genel Başkan seçildi. Birleşik Metal-İş Sendikası Başkanı Adnan Serdaroğlu ise Konfederasyonun yeni Genel Sekreteri oldu. Genel Başkan ve Genel Sekreterin dışında Yönetim Kurulunu oluşturacak 7 ismin 5’i de kullanılan oylar sonucu belli oldu. Buna göre, delegelerin kullandığı oyun 3’te 2’sini alan Alı Rıza Küçükosmanoğlu, Alaaddin Sarı, Celal Ovat, Metin Ebetürk ve Muzaffer Subaşı yeni Yönetim Kurulunda yer alacak.</p>
<p>Genel Kurulun ikinci gününde yönetim kurulana adaylığını açıklayan Arzu Çerkezoğlu ile Ergün Tavşanoğlu ve İsmail Yurtseven ise 260 oy sınırını aşamayarak ikinci tura kaldı. İkinci tur sonrası bu 3 isimden 2’si daha yeni yönetimde yer alacak.</p>
<div class="shr-publisher-1250"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metrohaber.com/politika/disk-yeni-baskanini-secti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“türkü söylemek yürekli iştir”</title>
		<link>http://www.metrohaber.com/kent/guncel/turku-soylemek-yurekli-istir/</link>
		<comments>http://www.metrohaber.com/kent/guncel/turku-soylemek-yurekli-istir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 2012 16:36:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metrohaber.com/?p=1245</guid>
		<description><![CDATA[Nuran Taş astrofizikci bir sanatcı, ilk albümü 1995’de çıkardığı “Doğarcasına”. Sonrasında ise iş yaşamı ile birlikte yürütülen yoğun bir müzik yaşamı.. Edebiyat dergilerinde yer alan yazı ve şiirler, tv’de müzik progamı&#8230; “yüreğinizde gönlünüzde hoş izler bırakmak” uğruna sürdürülen çaba&#8230; Çeşitli yer ve zamanlarda yapılmış THM dinletileri, (Edebiyatçılar Derneği, Çağdaş Sanatlar Merkezi, Anküsev vb..) Radyo ve]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><em>Nuran Taş astrofizikci bir sanatcı, </em><br />
<em>ilk albümü 1995’de çıkardığı </em><br />
<em>“Doğarcasına”. </em><br />
<em>Sonrasında ise iş yaşamı ile birlikte </em><br />
<em>yürütülen yoğun bir müzik yaşamı.. </em><br />
<em>Edebiyat dergilerinde yer alan yazı </em><br />
<em>ve şiirler, tv’de müzik progamı&#8230; </em><br />
<em>“yüreğinizde gönlünüzde hoş izler </em><br />
<em>bırakmak” uğruna sürdürülen </em><br />
<em>çaba&#8230; Çeşitli yer ve zamanlarda </em><br />
<em>yapılmış THM dinletileri, </em><br />
<em>(Edebiyatçılar Derneği, Çağdaş </em><br />
<em>Sanatlar Merkezi, Anküsev vb..) </em><br />
<em>Radyo ve TV Programları, </em><br />
<em>Festivaller&#8230;</em></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">ZELİHA DEDEBEK</span></strong></p>
<p><strong>Metro</strong>: Merhaba; öncelikle okurlar mıza kendinizi tanıtır mısınız? Bildiğimiz  kadarıyla, Neşet Ertaş gibi bir çok sanatçının  doğup yetiştiği Kırşehir doğumlusunuz.<br />
<strong>Nuran Taş</strong>: Evet Kırşehir doğumluyum,  büyük ustalarla aynı topraklarda büyümüş  olmak ağır bir sorumluluk yanında, gurur da  veriyor insana.<br />
Üniversite yıllarından beri Ankara&#8217;da  yaşıyorum. Ankara Üniversitesi Fen  Fakültesi Astronomi mezunuyum. Alanım Astrofizik. İş hayatına bilgisayar programcısı  olarak başladım öyle de devam etti. Müzik  çalışmalarımı iş hayatımla birlikte yürüttüm. Müziğe ilkokul yıllarında mandolin çalarak  başladım. Lisede kendi kendime bağlama  çalmaya başladım. Üniversite yıllarında hem  okul korosunda hem de üniversite korosunda<br />
yer aldım.<br />
Müzikle profesyonel olarak uğraşma  düşüncesi iş hayatına başlamamla aynı  dönemlere denk geldi. Kurumsal yerlerde  değil de bağımsız olarak müzik yapma  düşüncesiyle farklı arayışlara girdim. Doğru zamanda, doğru insanlarla buluşmak<br />
gerekiyordu. İlk kaset çalışmama gelene  kadar zorlu bir mücadele verdim. Bir çok  insanla tanışıp fikirlerini aldım. &#8220;Ezginin  Günlüğü&#8221; solistlerinden Eftal Küçük &#8220;Ne  kadar zor bir yola girdiğinin farkında mısın?&#8221;  demişti, ama bendeki o  kadar tutkulu bir istekti ki  hiçbir zorluk yolumdan  döndüremedi.<br />
<strong>Metro</strong>: Ne yaptınız peki,  doğru zamanda doğru yerde  olmak adına?<br />
<strong>Nuran Taş</strong>: Öncelikle  müzik konusunda kendimi  yetiştirmek için; başta  Devlet Opera ve Balesi  solistlerinden şan dersleri  alarak başlayan süreç,  Çağdaş Sanat Merkezi,  Coşkun Güla Müzik  Merkezi, Kıvılcım Sanat  Merkezi gibi müzik eğitimi  veren yerlerde, nota, solfej,  usul, repertuar dersleri  alarak devam etti. Zorlu bir mücadelenin  içinde hep doğru zaman ve  doğru kişiler yok tabi ki.  Öyle her şey su gibi  akmıyor, şans unsurunu da  katmak gerekiyor. Kaset  çalışması için firma  arayışımdaki harcadığım  emeğe hala üzülürüm.  Örneğin Kalan Müzik’ten    Hasan Saltık’ın sorduğu  “diğerlerinden farkın ne”  sorusuna “sesim”  diyememiştim, o zamanki  toylukla…<br />
İlk kaset çalışmamdan da anlaşılacağı üzere o  dönem geleneksel halk müziğine şimdiki  kadar yakın değildim. Daha çok &#8220;yeni türkü&#8221;  anlayışını benimsiyordum. Büyük bir emek  ve özveriyle, İstanbul&#8217;da dönemin en iyi  müzisyenleriyle ilk kaset çalışmamı  “Doğarcasına”’yı gerçekleştirdim. Kaset, ne  yazık ki yetersiz tanıtım nedeniyle hak ettiği  yeri bulmadı. Ama şu anda dinlendiğinde  bile, farklı bir tarzın ve yorumun işaretlerini  veren bir çalışma gibi gelir bana.<br />
<strong>Metro</strong>: Evet yorumunuzdaki farklılık hemen  kendini gösteriyor, ama son çalışmalarınızda  tarz değiştirdiğinizi gözlemliyoruz geleneksel  türkü çizgisine bir dönüş mü var?<br />
<strong>Nuran Taş</strong>: Aslında çok sert bir dönüş değil.  Türkülerle zaten iç içeydim ama ilk çalışma  ve kendini ifade etme anlamında yeni türkü  formunda besteler düşünmüştüm. Örneğin  benim de sözlerini yazdığım bir beste var,  Rembetiko bir parçaya yazılmış sözler var  ayrıca türkülerden oluşan bir potburi var.<br />
Oldukça geniş bir yelpazedeydi, alt yapısında  saksafon bile çalınmıştı. Aslında adına “her  telden” desek daha doğru olur.<br />
Sonra yıllarla birlikte, daha arı ve duru bir alt  yapı arayışına girdim. Yeni kasetimin ilk iki  türküsünü oluştursun düşüncesiyle “Harman  Yeri” ve “Yarim” türkülerinin bulunduğu  ASC stüdyolarında, alt yapısını Okan Murat  Öztürk’ün yaptığı demo çalışmasını  gerçekleştirdim.<br />
<strong>Metro</strong>: Nasıl bir bakış açınız var türkülere?<br />
<strong>Nuran Taş:</strong> Dar anlamda, &#8220;halk müziği&#8221;  geniş anlamda, &#8220;Anadolu Müziği&#8221; diye  tanımlarsak, binlerce yıllık bir mirasın  günümüze taşındığı bilinciyle, öncelikle  türkülere yaklaşımım; başından beri  duyduğum büyük aşkın yanısıra, saygı ve sorumluluk duygularını da beraberinde  hissetmeme neden oldu. Sanat anlayışımı  belirleyen ögeler günümüz ortamına göre  yadsınabilir ama hiçbir zaman yarar amaçlı  olmadı. Sanat da aşk gibi yüce bir insani  değer olduğuna göre bence orada – yarar &#8211;  düşüncesine yer yok. &#8220;Alemi seyrettim  akranın yoktur&#8221; der Karacaoğlan… Sevdiği o  kadar özel o kadar farklıdır ki, ondan ne çıkar  sağlarım düşüncesi bir insana bunları  söylettiremez. Afşar Timuçin&#8217;den bir alıntıyla<br />
&#8220;Sanat da, hayat da aşkın büyük ve verimli  ışığından yoksun kalmamalıdır&#8221;. Bildiğimiz gibi türkülerimizde en çok işlenen  temalardan biri aşk&#8230; Oradaki sözlere dikkat  edilirse insanın yüreğini titreten ne duygular  yaşanmıştır. Türkü yakabilmek için yanmak  gerekir… Gerçek aşkın yaşanması ve  bilinmesi bence bir sanatçının kendi içine  dönmesi, kendini anlaması, oradan çıkarak  dünyayı anlaması adına evrenselliğe de  açılan bir yoldur. Yani aşık olmamışsanız  evrenselliği de kavrayamazsınız bana göre.  Kısaca aşk da sanat da derinliğine  bakamayan sığ beyinlerin işi değil. Sanatın, var olan, dayatılan değerlere karşı  bir duruş olması nedeniyle türkülerimizde de  bu karşı durabilmeyi görebiliyoruz, yani bu  yanıyla türkü söylemek yürekli bir iştir.<br />
Müziğin insanlara ulaşmasında diğer sanat  dallarına göre, içinde barındırdığı güç de beni  etkileyen unsurlar arasındadır. Çok kısa  sürede o duygu çemberine girivermek çok  etkileyici gelir.<br />
<strong>Metro</strong>: Bu sözlerden sonra size türkücü  demek sanırım yetersiz kalacak, nasıl bir  süreç sonrasında türküleri bu kadar anlamlı  ifade etmeye başladınız?<br />
<strong>Nuran Taş</strong>: Öncelikle teşekkür ederim. Ses  için yapacak pek bir şey yok, ne varsa  genlerimize borçluyuz. Aslında<br />
karakterimizden de izler taşıdığını  düşünürüm.Yorum dersek, yaşanmışlık  yoruma çok şey katabilir. Hissetmek çok  önemlidir; türkü söylerken dünyanın en  mutlu insanı benmişim gibi olurum. Samimi  olduğumu düşünüyorum bir de, yoksa aynı  türküde coşkun, esrik bir halden hüznün  ellerine teslim edemezsiniz kendinizi.  Günlük hayatta bile sesimize yüklediğimiz  anlamlara çok dikkat ederim.<br />
Bu süreç müzik yaşamımla ilgili bir süreç  tabi. Üç yıl önce TRT&#8217;de &#8220;Aydın Bakışı &#8221; adlı  programda Ahmet İnam&#8217;la yaptığımız  programın içeriği de türkülere felsefi bir  yaklaşımla onları anlamaya çalışmaktı.  Baktık ki programda o kadar çok aşkı  anlatıyoruz ki, daha sonra &#8220;Aşk: Türkülerden  Düşünceye&#8221; başlığı altında televizyon  programını farklı ortamlara taşıdık. Geçen yıl yerel bir radyoda kendi hazırlayıp  sunduğum bir radyo programı yaptım.<br />
Konuklarımdan Musa Eroğlu &#8220;herkes türkü  söyler, ben niye söylediğimi anlatıyorum&#8221;<br />
demişti. Programda niye türkü söylediğimizi, kaynak  kişileri, ustaları, hayata ve insana dair duygu  ve düşünceleri anlatmaya çalıştım büyük bir  çoşkuyla.<br />
<strong>Metro</strong>: Musa Eroğlu ve Ahmet İnam&#8217;la  yaptığınız programları emimim bir çok  okurumuz hatırlayacaktır. Tekrar bu tür  yapımlar içinde olmak ister misiniz?<br />
<strong>Nuran Taş</strong>: Bu çalışmalarla programcılık  yanımı da keşfetmiş oldum. Şu anki hedefim  kendi hazırlayıp sunduğum bir müzik  programını ekranlara taşıyabilmek. Yapmak  istediğim bir diğer şey de ikinci albümümü<br />
dinleyiciler için. gerçekleştirmek. Şu anki koşullarda zor  görünse de hem kendim için hem benden bu  çalışmaya bekleyen dinleyiciler için.<br />
<strong>Metro</strong>: Bizler yeni çalışmalarınızda size  başarılar diliyoruz&#8230; Okurlarımıza iletmek  istediğiniz başka bir mesajınız var mı?<br />
<strong>Nuran Taş</strong>: Bu arada sanatta popülizm  konusuna da değinmek istiyorum. Şu anda  ülkemizde &#8220;meşhur olmak&#8221; kadar kolay bir  şey yok. Radyo programlarımda da  vurguladığım gibi o insanlarla, müziğe bizim  gibi bakan kişilerin kulvarları farklı. Ama  insanlara bir şeyler sunmak, paylaşmak  amacıyla yola çıkmışsanız tanınıp bilinmek  de önemlidir. Örneğin son dönemlerde  televizyon dizilerinde yayınlanan dizilerde  söylenen türküler sayesinde moda türküler  oluşuyor. Aslında Halk müziğinin gündeme  gelmek, moda olmak gibi sığ ve popülist<br />
anlayışa ihtiyacı yok. Aksi takdirde binlerce  yıldır, üstelik sözlü kültüre dayanmasına  rağmen günümüze kadar bu türküler nasıl  ulaşabilirdi ki… Biz yine iyimser olalım, türkülerin sevilip  dinlenmesine katkı sağlıyorsa ne güzel…  Örneğin böyle bir şey benim de başıma geldi;  Elveda Rumeli dizisinde yorumlanan  &#8221;Mavrovadan Aldım Sümbül&#8221; şarkısını ben  üç yıl önceki televizyon programı sırasında  seslendirmiştim. Bu türkü, dizide söylenince  müzik paylaşımı konusunda çok yaygın olan  &#8221;youtube&#8221; da oldukça ilgi gördü, görmeye de  devam ediyor. Forumlardan birinde bir  arkadaş diyor ki: benim video kaydını foruma  eklemiş, “burada hem söyleyeni farklı, hem  de canlı”… Çok hoşuma gitmişti bu yorum…<br />
Bir de &#8220;görünüyorsan varsın&#8221; anlayışı var&#8230;  Bence göründüğün ölçüde değerli değilsin…  Ama sakın yanlış anlaşılmasın ekranlarda  olmayı eleştirmiyorum, benim eleştirdiğim  artık kulak ve göz kirliliği yaratan şeyler&#8230;  Yoksa tabi ki herkes geniş kitlelerle bu  paylaşımı, bu heyecanı yaşamak ister, ben de  dahilim buna, ama iyi şeyler sunmak  koşuluyla, düşünsenize hiç bilmediğiniz, hiç  tanımadığınız insanların evine konuk olup  onlara türkü söylüyorsunuz. Bence müthiş bir  şey bu.<br />
Gazetenize teşekkür eder, başarılarınızın  devamını dilerim.</p>
<div class="shr-publisher-1245"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metrohaber.com/kent/guncel/turku-soylemek-yurekli-istir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8211;kırık dökük bir aşk hikayesi &#8212;  Mustafa Bakan</title>
		<link>http://www.metrohaber.com/yazarlar/kirik-dokuk-bir-ask-hikayesi-mustafa-bakan-kirik-dokuk-bir-ask-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.metrohaber.com/yazarlar/kirik-dokuk-bir-ask-hikayesi-mustafa-bakan-kirik-dokuk-bir-ask-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Feb 2012 12:06:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Bakan]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metrohaber.com/?p=1239</guid>
		<description><![CDATA[Hayatı ıskalamışlığın ahenksiz karmaşası ile bulanan zihni, bir sevda uğruna tırıs çarpan kalbini hükmetme görevini bile boşlamıştı genç adamın. Geri dönüşü imkansız olan hayat labirentinde yolunu kaybetmiş, zembereğinden boşanmış serseri bir çarkın üzerinde kurtarılmayı bekleyen bir kazazede acizliğinde kaderine razı, geçmişine küs, geleceğine umutsuz, olacaklara duyarsız sürdürüyordu yaşam oyununu. Dünyanın en zor rolünü oynuyor, ölü]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Hayatı ıskalamışlığın ahenksiz karmaşası ile bulanan zihni, bir sevda uğruna tırıs çarpan kalbini hükmetme görevini bile boşlamıştı genç adamın. Geri dönüşü imkansız olan hayat labirentinde yolunu kaybetmiş, zembereğinden boşanmış serseri bir çarkın üzerinde kurtarılmayı bekleyen bir kazazede acizliğinde kaderine razı, geçmişine küs, geleceğine umutsuz, olacaklara duyarsız sürdürüyordu yaşam oyununu. Dünyanın en zor rolünü oynuyor, ölü bir adamı canlandırıyordu…</span></p>
<p>…</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Bir çift göz yakalamaya çalıştı genç adam, paralel hayatlarda sonsuza erişmek için. Rahvan giden kalbini dörtnala koşturabilecek son çırpınıştı belki de. Gözleri yakaladığında gözlerinin içinde, parlak bir cevher oturdu beyninin kıvrımlarına. Ödülünü ararken kaybolduğu hayat labirentinin gizli haritası mıydı yoksa o derin parlaklık. Zaman tarafından kumpasa düşürülmüş kumarbazın son kozu muydu, belki de. Bilemedi. Sadece o paralel bakışların fitillediği (u)mutluluk düşleri ağrıtmıştı hayallerini.</span></p>
<p>…</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">İlk buluşmalarındaki tanımlamakta zorlandığı duygu esintisi yerinden oynattı kalbini. Kadife yumuşaklığındaki bir geniş zamanın yüzbinlerce kıvrımından birinde çarpıştı yürekleri. İlk buluşmanın ılıman ciddiyeti kavurucu sevdanın yüzünü yaladığı samimiyete dönüşecek miydi, bilmiyordu. Hayatını kekeme yaşayan biri için bulunmaz bir heyecandı bu, düzenli bir ritme kavuşmaya dair. </span></p>
<p>…</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Ufak esintiler kelebek etkisini alarak arkasına, çarpmaya başlamıştı sevginin aşınır duvarına. Belli belirsiz konuşmalar ve susmak bilmeyen yürekler duvarı parçalamış, enkazını eritmeye başlamıştı genç adamın. Isındıkça birbirlerine alışkanlık huy ediniyordu kendine her bir vücutta. </span></p>
<p>…</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">İlk dokunuş.</span></p>
<p>…</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">O kadar benimsemişti ki bu sevgiyi ve sevgiliyi, düştüğü sarhoş edici aşk anaforundan dibe doğru keyifle salıvermişti bedenini genç adam. Her bir dönüşünde kana kana, doya doya, sindire sindire yudumlamak diliyordu kendine değer verilmişliğin köpüklerini. Yumruk büyüklüğündeki kalbe sığdırılan dev gibi bir özleyişi, en büyük öğretmen olan zamanın acımasız kollarına bırakıp terk etmeye kaçıştı belki de hissettiği. Bırakılmış duyguların unutulmuş uçsuzluğunda bir vaha keşfetmiş gibiydi ve serap görmüş olma ihtimalini hiç düşünmeksizin kadifenin kıvrımlarından birine hapsetmişti anahtarsız gardiyan. Sevmeyi ve sevilmeyi o kadar zamandır bekliyordu ki, aradığını bulamamaktan ağrıyan kalbi düzenli alışveriş ritmini bozarak uyumsuz vuruşlarla aşkın şarkısını besteliyordu vücudunun bilinmezliklerinde. Nasıl olsa ritmi tutturana kadar, yoklukta biriktirdiği düşsel sevgi kırıntıları, içinde hüznün dolaştığı damarların yol yaptığı her bir hücreye özlemle beklediği o aşkı pompalayacaktı. Sabun köpüğündeki gökkuşağı gibi renklenmişti siyah-beyaz dünyası. Özleyişi beklemekten uyuşan kalbi, eline geçirdiği dizginleri kullanarak beyinle görev değişikliği yapmış, habire kafasına çarpıyordu bu muazzam sevgiyi aklından çıkarmaması için. Kalbiyle düşünmeye başladığı dünyası, robotlaşmış monotonlukta, artık tek bir şey için dönüyordu: kusursuz sevgi.</span></p>
<p>…</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Sadece mutlu değildi genç adam, artık umutluydu da.</span></p>
<p>…</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Bir olmazın duyarsızlığıyla birbirlerinin ruhunu yoklayıp anlamaya çalışan ve sonu meçhul bir maratona dipsiz soluklarla adım atan bu iki yabancı, artık birbirlerini tamamlayan bir bütünün iki parçası gibi olmuş, sevgi denkleminin ortak paydasını arayan iki bilinmeyenden, onları aynı paydada buluşturan ortak çarpan görevindeki kalplerinin mutluluğa ön ayak olmasıyla zamanın öğreticiliğinde kendilerine bölüştürülen beyaz tebeşirle kader tahtasının önünde doğru sonucu arayan iki öğrenciye dönüşmüşlerdi. Tüm bu olan bitenin ayrıntısız kurgusu ile kafasındaki düşünce ve umut katmerlerini topladı ve.. </span></p>
<p>…</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">bir çift göz yakalamaya çalıştı genç adam.</span></p>
<p>…</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Derin bir nefes alıp uzunca bir süre sessizce bekleyerek tüm gücünü toparlayıp “seni seviyorum” dediğinde hiç bu kadar mahçup olabileceğini tahmin edememişti. Uzun zamandır olgunlaşmaya yüz tutan sevginin olağan bir dışavurumuydu halbuki bu iki sihirli kelime. Ve kalbinden gelen emre uyarak dudaklarından titreyerek dökülmüştü. Belki zamanıydı, belki değildi ama içinden gelendi bu. Sesi çatallı, dili titrek ama yüreği çelik gibiydi o gün. Deli dolu akan bir nehrin önüne kurulmuş taştan bir baraja benzetti kendini. Taş aralarından sızan belli birkaç damla berraklıktı duyguları. O kadar lekesiz ve temizdi ki sızanlar, etrafındaki sınır çizgileri gibi belli belirsiz bir billur gibiydi.</span></p>
<p>…</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Bir hayal dünyası kurmuştu sevgilisine kendi eliyle, her tarafı karanfillerle süslü. Sevgilisini kanatlarıyla sarmalayıp doludizgin götürdü uçsuz bucaksız rüyasının içine. Artık genç adamın yüreği sevgilisinin bedeninin içinde atıyordu. O, manzaraların güzel günleri, güzel günlerin aşkı çağrıştırdığı zamanlar. Bulutların üzerinde karanfil kokulu taklalar atıyorlardı. Sevgilisinin hüznü deli ediyordu genç adamı. Uykuları firardaydı sevgilinin. Sevdiğinin silüeti göz kapaklarına bekçiydi kapanmasını engelleyen.</span></p>
<p>…</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Gücünü kalbinden alan aşk antenini o kadar sağlam bir çatıya kurmuştu ki genç adam, herhangi bir fırtınada yönü değişip, sevgilisinin rüyalarında oynadığı aşk filmini bozuk seyretme ihtimalini sıfıra indirmişti. Rüyaların ödülsüz oyuncusu. Yine elinde olmadan sevgilisinin rüyasında başroldeydi.</span></p>
<p>…</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Sevgili, alışkanlık üzere hıçkırıklarla uyandı rüyasından. Bir bardak su içti ki, kalbinde yeşerttiği duygular ölmesin. Hiç tanımadığı genç adamı öptü dudaklarından. </span></p>
<p>…</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Bir çift göz yakalamaya çalıştı gözlerini kapatıp. </span></p>
<p>…</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Birkaç damla yaş aktı yanaklarına.</span></p>
<p>…</p>
<p><span style="font-family: Arial, sans-serif;">Bazen gerisi hikayedir, bu aşkın ilerisi de masaldı zaten. Anlar mıydı acıtan, yoksa o anların paylaşıldığı rüyalar mı, bilemedi sevgili. Düşler gerçeğin ağzıdır, ne düşlersen o dökülür ağzından. Aşk dediğin iki ucu “yok”lu değnek. Yalnızlık yokluğun sırdaşı ama yalnız olduğunu anlamak için bile senden çok uzaktakilere ihtiyacın olduğunu bilmek bile düşleri acıtıyor. Düşlere düşünce, yaralıyor. Ve evet. Düşleri, düşünce yaralıyor&#8230; </span></p>
<p>… <span style="font-family: Arial, sans-serif;">mustafa bakan</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-1239"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metrohaber.com/yazarlar/kirik-dokuk-bir-ask-hikayesi-mustafa-bakan-kirik-dokuk-bir-ask-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ankaralılara ‘Afyon Kaymak’</title>
		<link>http://www.metrohaber.com/kent/ankaralilara-afyon-kaymak/</link>
		<comments>http://www.metrohaber.com/kent/ankaralilara-afyon-kaymak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 08:05:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metrohaber.com/?p=1234</guid>
		<description><![CDATA[Ankara’lılara yeni bir lezzet mekânı daha. Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar tarafından açılışı yapılan Ziyabey Caddesi üzerinde bulunan ‘Afyon Kaymak’ renkli bir törenle hizmete girdi. Geniş bir davetli listesinin olduğu açılış kokteyline çok sayıda vatandaş da katıldı. Baba mesleğine devam Törende konuşan Yaşar, “Ankara’da Afyon tatlılarının satış noktasının açılmasından bir Afyon’lu olarak onur duyuyorum. Bu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ankara’lılara yeni bir lezzet mekânı daha. Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar tarafından açılışı yapılan Ziyabey Caddesi üzerinde bulunan ‘Afyon Kaymak’ renkli bir törenle hizmete girdi. Geniş bir davetli listesinin olduğu açılış kokteyline çok sayıda vatandaş da katıldı.</span></p>
<p><strong><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Baba mesleğine devam</span></strong></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Törende konuşan Yaşar, “Ankara’da Afyon tatlılarının satış noktasının açılmasından bir Afyon’lu olarak onur duyuyorum. Bu ürünlerin hijyenik şartlarda üretildiğini biliyorum. Hem müessese sahiplerine hem de tüketicilerimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.</span></p>
<p><strong><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hemşeriler tatlı yedi tatlı konuştu</span></strong><strong><strong></strong></strong></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Açılışın ardından misafirlere ikramlarda bulunan firma, Afyon’lu hemşerileri de bir araya getirmiş oldu. Hemşerileriyle bol bol sohbet etme imkânı da yakalayan Yaşar, hemşerileriyle tatlı yedi tatlı konuştu.</span></p>
<div class="shr-publisher-1234"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metrohaber.com/kent/ankaralilara-afyon-kaymak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2012’de hedef 15 bin yerli buluş</title>
		<link>http://www.metrohaber.com/teknoloji/2012de-hedef-15-bin-yerli-bulus/</link>
		<comments>http://www.metrohaber.com/teknoloji/2012de-hedef-15-bin-yerli-bulus/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 07:59:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metrohaber.com/?p=1230</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’deki AR-GE odaklı üretimin gelişmeye başlamasıyla hızla artan patent ve faydalı model başvuruları 2011 yılında önemli bir yükseliş göstererek 10 bin sayısına ulaştı. Türkiye patent başvurularını 2010 yılında 3250 ile tamamlarken 2011 yılını 4087 ile tamamladı ve ilk kez patent başvuruları 4 bini geçti. Bu rakama faydalı model başvuruları da eklendiğinde rakam 10 bin sınırına]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Türkiye’deki AR-GE odaklı üretimin gelişmeye başlamasıyla hızla artan patent ve faydalı model başvuruları 2011 yılında önemli bir yükseliş göstererek 10 bin sayısına ulaştı.</p>
<p>Türkiye patent başvurularını 2010 yılında 3250 ile tamamlarken 2011 yılını 4087 ile tamamladı ve ilk kez patent başvuruları 4 bini geçti. Bu rakama faydalı model başvuruları da eklendiğinde rakam 10 bin sınırına dayandı.</p>
<p><strong>Bursa İlk Kez İkinci Oldu!</strong><br />
Adres Patent’in Türk Patent Enstitüsü verilerine göre yaptığı araştırmaya göre; son 15 yılda Türkiye’deki patent başvuruları sürekli bir artış gösterirken yerli patent başvurularının sayısı ilk kez 4 bini aştı. Başvuru oranlarında 1582 ile İstanbul birinciliği yine elinde tutarken, Bursa 530 başvuru ile ilk kez Ankara’yı geride bırakarak ikinci sırada yer aldı. 2010 yılına kıyasla 2011 yılını önemli bir artış ile kapatan Bursa ilk kez ikinci olarak Ankara ve İzmir gibi büyükşehirleri geride bıraktı.</p>
<p><strong>“2012 Yılında 15 Bin Buluş Garanti!”</strong><br />
Adres Patent Genel Müdürü Av. Ali Çavuşoğlu patent başvurularındaki bu önemli yükselişi üretim odaklı üretimin gelişmesine ve üniversitelerin AR-GE konusundaki atılımlarına bağlayarak; “Son dönemde gerek ekonomi zirvelerinde gerek akademik toplantılarda gerekse önemli devlet makamlarında ekonomik gelişimimiz için patent sayısının arttırılması gerektiğinin önemli üzerinde durulmuştur. Kendi ekonomisine ve teknolojisine hükmedebilen bir ülke olmak için buluş yapmamız gerektiğinin önemini artık kimse göz ardı etmiyor. Özellikle üniversiteler sanayi işbirliği ile önemli adımlar atarak buluş odaklı çalışmalara imza atıyor. Bakış açısındaki ve firmalardaki bu değişim bizi patent ve faydalı model başvuruları konusunda sürekli ileriye götürüyor” açıklamasında bulundu.</p>
<p>2011 yılındaki artışı temel alarak yeni yılda 15 bin yerli buluş başvurusuna ulaşılacağını öngören Çavuşoğlu; “Sektördeki gelişmelere baktığımızda 2012 yılında 7 bin patent sayısını rahatlıkla geçeceğimizi söyleyebilirim. Bu rakama faydalı model sayıları da eklendiğinde toplamda 15 bine yakın yerli başvuru yapılmış olacak. 10 yılda 1 milyon patent hedefine ulaşmak için adım adım ilerliyoruz” dedi.</p>
<div class="shr-publisher-1230"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metrohaber.com/teknoloji/2012de-hedef-15-bin-yerli-bulus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAYVANLAR SAHİPSİZ KALMADI</title>
		<link>http://www.metrohaber.com/kent/hayvanlar-sahipsiz-kalmadi/</link>
		<comments>http://www.metrohaber.com/kent/hayvanlar-sahipsiz-kalmadi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 07:44:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metrohaber.com/?p=1223</guid>
		<description><![CDATA[Elmadağ Belediye Başkanı Gazi Şahin in talimatları doğrultusunda,  İlçe genelinde Yoğun yağan kar yağışı nedeniyle yiyecek bulamayan hayvanlar için doğaya yem ve ekmek bırakıldı. Elmadağ Belediyesi ekipleri, kar kalınlığının 60 santimetreye ulaştığı yerlerde, yabani hayvanların yaşamlarının çok zorlaştığını belirterek, hayvanların aç kalıp şehir e inmemesi, yerleşim alanlarından uzak tutulabilmesi için bu karlı havada onların karınlarını bir nebze]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Elmadağ Belediye Başkanı Gazi Şahin in talimatları doğrultusunda,  İlçe genelinde Yoğun yağan kar yağışı nedeniyle yiyecek bulamayan hayvanlar için doğaya yem ve ekmek bırakıldı.</p>
<p>Elmadağ Belediyesi ekipleri, kar kalınlığının 60 santimetreye ulaştığı yerlerde,<br />
yabani hayvanların yaşamlarının çok zorlaştığını belirterek, hayvanların aç kalıp<br />
şehir e inmemesi, yerleşim alanlarından uzak tutulabilmesi için bu karlı havada<br />
onların karınlarını bir nebze olsun doyurmak için İlçe de bulunan Fırınlarından<br />
toplanan ekmekleri ve buğday pazarı esnaflarından alınan yemleri alarak<br />
doğaya bırakıp, hayvanların aç kalmaması sağlandı. Ekipler araçların çıkamadığı<br />
dağ eteklerine kendi imkanları ile çıkarak yiyecek bıraktı.</p>
<p>Doğanın tamamen kar örtüsüyle kaplanması sonucu aç kalan yaban hayvanları<br />
için Fen İşleri Ekiplerinden alınan bilgilere göre, yaklaşık 500 ekmeği ve yemleri,<br />
Kargalı, Gönen, Sungur mevkilerine ve Almadağ’ın eteklerine bıraktıklarını ve<br />
yoğun kar yağışı süresince çalışmaların devam edeceğini de bildirdiler.</p>
<div class="shr-publisher-1223"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metrohaber.com/kent/hayvanlar-sahipsiz-kalmadi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CHP&#8217;NİN ŞANSI! &#8211; Yüksel Işık</title>
		<link>http://www.metrohaber.com/yazarlar/chpnin-sansi-yuksel-isik/</link>
		<comments>http://www.metrohaber.com/yazarlar/chpnin-sansi-yuksel-isik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 12:50:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksel Işık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metrohaber.com/?p=1215</guid>
		<description><![CDATA[CHP yeni bir olağanüstü kurultayın kapısını aralamış bulunuyor. Olağanüstü kurultay talebinin ne kadar yerinde olduğu tartışılabilir; talep edenlerin CHP için neler öngördükleri üzerine kafa yorulabilir ancak görünen o ki, CHP, bir kez daha ‘Kurultaylar Partisi’ yaftasına uygun hareket ediyor. Mayıs 2010’daki Kurultay’da CHP’nin iktidar olma kapısının aralandığına inanarak oylarını Kılıçdaroğlu’na veren imzacıların hukuken gereken sayının]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><div>CHP yeni bir olağanüstü kurultayın kapısını aralamış bulunuyor. Olağanüstü kurultay talebinin ne kadar yerinde olduğu tartışılabilir; talep edenlerin CHP için neler öngördükleri üzerine kafa yorulabilir ancak görünen o ki, CHP, bir kez daha ‘Kurultaylar Partisi’ yaftasına uygun hareket ediyor.</div>
<div>
<p>Mayıs 2010’daki Kurultay’da CHP’nin iktidar olma kapısının aralandığına inanarak oylarını Kılıçdaroğlu’na veren imzacıların hukuken gereken sayının üzerine çıktıkları görülüyor. O Kurultayın ardından referandumda yakalanan ivmenin genel seçimde başarıya dönüşmemiş olması kadar mevcut delegenin pozisyonunu kaybetme riskinin de imza verilmesinde etkili olduğu anlaşılıyor.<br />
Kurultay nasıl sonuçlanır, Kılıçdaroğlu ve ekibi, mevcut iktidarlarını koruyup sürdürebilirler mi, Deniz Baykal’ın gönlünde yine genel başkanlık geçiyor mu, Önder Sav, kendi planladığı kuyuya düşmüş olmaktan kurtulmak için mi bu hamleleri yapıyor sorularının yanıtı aranabilir. Ancak ben, CHP’nin fikri yenilenmesi gerektiğini tartışmayı daha anlamlı buluyorum.</p>
<p>İSLAMCI ÖRGÜTLENME MODELİNİ ANLAMAK, HALKA ULAŞMAYI KOLAYLAŞTIRIR!</p>
<p>Bilen bilir; yirmi yılı aşkın bir süredir siyasal İslam üzerine okuyor ve de yazmaya(bu alana ilişkin yayınlanmış iki de kitabım var) bulunuyor. Başta Hindistan, Pakistan, Mısır ve Lübnan’daki İslamcı hareketler olmak üzere günümüzdeki Taleban ve El Kaide gibi vehhabi örgütlenme süreçlerini ve doğal olarak Türkiye’deki İslamcı hareketleri de izliyorum. Erbakan, ‘patates dini’, ‘kanlı mı kansız mı’ gibi ifadeleri peş peşe dile getirir, bizler Erbakan’ın bu diline karşı görüş serdederken, Türkiye’deki İslamcılar temel meselelere yanıt niteliği taşıyan konuları tartışmakla meşguldüler.<br />
Bunların başında devlet ve demokrasi, devlet ve laiklik, İslam ve demokrasi, İslam ve laiklik gibi konular geliyordu. Bu maksatla hacimli dergiler çıkardılar ve birinin yayın hayatına son verip diğerini çıkarırken, yazar kadrosunun pek değişmediği gözden kaçmıyordu. Başta Ömer Dinçer olmak üzere, birçoğunu bugünkü politik arenada görebildiğimiz o kadroların hiç aceleleri yoktu; tartıştılar ve yeniden tartıştılar; kendilerine bir ufuk çizdiler ve bildik İslami çağrışımları tekrarlamak yerine halka dokunabilecek mesajları dile getirmekle işe başladılar.<br />
Daha sonra yazacaklarım açısından iki noktanın altını çizmek istiyorum. Birincisi, tutarlılık, yüzyıl önce söyleneni yüzyıl sonra tekrarlamak değildir. Erbakan, söyledikleri itibariyle tutarlıydı ama çağı anlamakta pek de başarılı sayılmazdı. İkincisi, rakibin taktiklerine yönelik övücü cümleler, rakibe methiye olarak algılanmamalıdır. Zira ideolojik duruşları, hedefleri ve geleceğe dair senaryoları ne olursa olsun bir iken nasıl beş olduklarını anlamamız gerekiyor.</p>
<p>TARİHİ ANLAMAK, GÜNÜ ANLAMAYI KOLAYLAŞTIRIR!</p>
<p>Araştırmalara göre Türkiye’de saf haliyle bir İslam Devleti kurulmasını isteyenlerin oranı yüzde 10’a ulaşamıyor. Ama İslam kökenli bir parti, Türkiye’deki her iki seçmenden birisinin oyunu alabiliyor. Görünürde birbiriyle çelişkili olan bu durumun çok yönlü bir tahlile ihtiyacı olduğu kadar CHP açısından da çok sayıda dersi içinde barındırıyor.<br />
CHP, Cumhuriyeti kurmuş bir parti. Değerleri, ideolojisi ve olmazsa olmazları var. İdeoloji diye sahiplendiği şeyin ne kadar işin esasını oluşturduğu, CHP’yi ne kadar resmettiği tartışılabilir. Ben, CHP’nin değerlerinden de, dünyaya bakış tarzından da ve elbette olmazsa olmazlarından da vazgeçmeden yeni bir tanımlama yapabilmesinin mümkün olduğunu düşünüyorum.<br />
Avrupa için faşizm çağı olarak bilinen 1930’lu yıllar, Türkiye açısından da hassas süreçlerin yaşandığı bir döneme işaret ediyor. Bu hassas dönemi anlamak, CHP’nin kendi tarihine ışık tutmasıyla mümkün olabilir. 1930-45 arasında geçerli olan tek ideolojinin neredeyse faşizm olmasını hesaba katmadan, Türkiye Cumhuriyeti’nin şekillenme yılları olan 1930’lu yılları anlamak ve anlatmak ancak CHP’nin sürece doğrudan katılması gerekiyor. İnanılmaz zengin dersleri de içinde barındıran bu tarihsel süreci duygusallıktan vareste bir olgunlukla değerlendirmek, 21. Yüzyılın partisi haline gelmeyi kolaylaştırır. Tarihi anlamak, tarihe takılıp kalmak anlamına gelmez; doğrusu tarihsel süreçle toplumsal ve güncel olanı diyalektik bir çizgide buluşturabilmektir.<br />
Olağanüstü Kurultay olur mu, olursa imzacıların isteklerine uygun bir tüzük değişikliği gerçekleşir mi, bu süreçte Kılıçdaroğlu, Baykal ve de Sav nasıl tavırlar takınır bilemiyorum; bildiğim, Türkiye’nin kendini yenilemiş bir CHP’ye ihtiyaç duyduğudur. Başbakan Erdoğan’ın sağlığıyla ilgili dedikoduların had safhaya ulaştığı bu tarihsel dönemeçte kendisini demokratikleştirmiş, fikri olarak günü yakalamış bir CHP’nin çok önemli bir rol oynayacağını söylemek kehanet olmaz.<br />
Bugün ihtiyaç duyulan, teşbihte hata olmaz, Erbakan tutarlılığı içinde davranan bir CHP değildir. Toplumun ihtiyacı günün gereğine uygun davranan, ilkelerinden vazgeçmeden insanlığın ulaştığı toplumsal hassasiyetlere önem veren bir CHP’dir. Kurultay çağrısında bulunanlar da, bu çağrıyı Kurultayı toplamadan savuşturmak ya da Kurultay toplanırsa da savuşturmak isteyenler de CHP’nin bu şansı iyi değerlendirmesi için mücadele etmelidirler.</p>
</div>
<div class="shr-publisher-1215"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metrohaber.com/yazarlar/chpnin-sansi-yuksel-isik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Facebook&#8217;tan yeni özellik: Arkadaşınla Dinle</title>
		<link>http://www.metrohaber.com/teknoloji/facebooktan-yeni-ozellik-arkadasinla-dinle/</link>
		<comments>http://www.metrohaber.com/teknoloji/facebooktan-yeni-ozellik-arkadasinla-dinle/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jan 2012 13:28:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metrohaber.com/?p=1210</guid>
		<description><![CDATA[Facebook, sağ tarafta yer alan sohbet kutusu üzerinde gerçek zamanlı bir özellik devreye aldı. Bu sayede birçok kişi aynı anda müzik dinleyebiliyor. Sosyal ağın resmi blogundan yaptığı duyuruya göre, “Listen With Friends” (Arkadaşınla Dinle) özelliği sayesinde Facebook kullanıcıları sadece bir tuşa basarak senkronize ettikleri Spotify ya da Rdio uygulamasıyla gerçek zamanlı müzik dinleyebilecek. BTnet&#8217;in haberine]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Facebook, sağ tarafta yer alan sohbet kutusu üzerinde gerçek zamanlı bir özellik devreye aldı. Bu sayede birçok kişi aynı anda müzik dinleyebiliyor.</p>
<div>
<div>
<p>Sosyal ağın resmi blogundan yaptığı duyuruya göre, “Listen With Friends” (Arkadaşınla Dinle) özelliği sayesinde Facebook kullanıcıları sadece bir tuşa basarak senkronize ettikleri Spotify ya da Rdio uygulamasıyla gerçek zamanlı müzik dinleyebilecek.</p>
<p>BTnet&#8217;in haberine göre; uygulamanın çalıştıılmasıyla şarkının istediğiniz kısmını ya da tamamını aynı anda dinleyebiliyorsunuz. Turntable.fm adresindekine benzer bir uygulamanın devreye girmesiyle Facebook kullanıcısı DJ gibi hareket ediyor. Spotfy ya da Rdio arayüzünden şarkı seçiliyor ve en fazla 50 kişi aynı anda şarkıyı dinleyebiliyor. Dinlenen şarkılar ve yapılan değişikler de profillerde görülebiliyor.</p>
<p><strong><strong>NASIL ÇALIŞIYOR? </strong></strong><br />
Sağ tarafta yer alan sohbet sütununda Spotify ya da Rdio üzerinden müzik dinleyen &#8216;arkadaş&#8217;ların yanında bir nota işareti çıkıyor. Bu işarete tıklandığında dinlenen şarkıya ortak olunabiliyor, başka bir şarkı da belirlenebiliyor.</p>
<div id="AdShowcase_F1">
<p>Böylece dinlediklerinizi arkadaşlarınızla paylaşarak bir nevi radyo yayını yapabilmenin yası sıra birçok kişiyi aynı anda müzik dinlemeye davet edebiliyorsunuz.</p>
</div>
</div>
</div>
<div class="shr-publisher-1210"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metrohaber.com/teknoloji/facebooktan-yeni-ozellik-arkadasinla-dinle/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

